Probthemes.com

Katkılarıyla

11 Haziran 2014 Çarşamba

Brasil 2014 : F Grubu

2014 Dünya Kupası'nın başlamasına günler kala bugün sizlere F Grubu'nu yorumlayacağız. Gerçekten de en zevkli ve heyecanlı gruplardan biri ile daha karşı karşıyayız. F Grubu'nda kazanmaya aç ve Brezilya'da sürprizler yapmak isteyen Arjantin, Afrika'nın son yıllarda yükselen değeri ve son Afrika Kupası şampiyonu Nijerya, oyunuyla tüm Avrupa'yı hatta Dünya'yı kendine hayran bırakan sürprizlerin takımı Bosna Hersek ve grupta mucize arayacak olan İran yer alacak. 


ARJANTİN


Dünya Kupası'nın adeta müdavimi olan Arjantin, bu turnuvaya tıpkı geçtiğimiz turnuvalardaki gibi çok iddialı bir şekilde giriyor. Öncelikle Arjantin'in Dünya Kupaları'ndaki geçmişine bakacak olursak, bu kupaya tam 15 defa katılarak adeta her turnuvada var olma profiliyle göze çarpıyor. 1938,1950,1954 ve 1970 seneleri dışında diğer her turnuva senesinde turnuvada yer almayı başarmış bir takım görünümünde Arjantin. Bu kupayı sadece 2 defa müzesine götürebilen Arjantin büyük çıkışını Maradona'lı zamanlarda yaptı diyebiliriz. Her ne kadar Dünya Kupası'nın ilk yıllarında iyi bir ivme gösterse de beklenen patlamayı yapamadılar. Bu kupayı 1978 ve 1986'da kazanan Arjantin o zamandan beri ekol olma unvanını sürdürüyor diyebiliriz. Hele ki 1986'daki o unutulmaz kupa ve Maradona'nın büyüleyici oyunu herkesin zihninde belli bir yer etmiştir. Son zamanlara geldiğimizde ise 2002'de gruptan çıkamayarak büyük bir sürprize imza attılar. Adeta boşa giden bir Dünya Kupası geçirmişlerdi. 2006'da ise yine fazla bir yere gidemeden çeyrek finalde Almanya'ya elendiler. 2010'da ise takımın başına efsane futbolcuları Maradona'nın geçmesiyle beraber herkes Arjantin'den kupa bekliyordu. Sonuçta teknik taktik bilgisi üst düzey bir isim getirmişlerdi takımın başına. Maradona'yı sorgulayan veya ""Keşke gelmeseydi" diyen bir Arjantinlinin bile olmadığı turnuvada Arjantin yine vasat bir performans gösterdi ve çeyrek finalde yine Almanya'ya çok farklı bir skorla elendiler. Anlayacağınız Maradona'nın gelişi bile takımı etkilemedi. Dünya'nın en iyi futbolcusu olarak görülen Messi'nin Milli Takım'daki sınırlı performansı yüzünden belki de daha ileriye gidemediler.

Arjantin Brezilya'ya gelmek için Güney Amerika elemelerinde Uruguay, Kolombiya, Venezuella, Paraguay gibi takımlarla oynadı. Grubunu lider bitirip 2014 Brezilya Dünya Kupası'na gitmeye hak kazandılar. Teknik direktörleri Alejandro Sabella, Maradona Arjantin'i bıraktığından beri yani 2011'den beri takımın başında. Teknik direktör itibariyle geçen turnuvaya oranla daha iyi olduklarını düşünüyorum. En azından mantıklı kararlar veren ve Arjantin Ligi'ni küçümsemeyen bir hoca ile Arjantin yola devam ediyor. Özellikle Sabella'nın daha takıma gelir gelmez Messi'yi kaptan yapması son derece olgun bir hareketti. Kenar ve oyuncu yönetimi konusunda turnuva boyunca bir sıkıntı yaşayacaklarını düşünmüyorum. Burada Sabella'nın Messi'yi en iyi şekilde kullanması gerektiğini de hatırlatalım ama. Ne bütün oyunu onun üzerine yıkıp "Onsuz olmaz." felsefesi yapmalı, ne de Messi'yi unutup onu sahada sıran bir futbolcu olarak görmeli. Sabella mutlaka bunun ortasını bulmalı.

KADRO

Kaleciler: Sergio Romero (Monaco), Mariano Andujar (Catania), Agustin Orion (Boca Juniors)
Savunma: Ezequiel Garay (Benfica), Federico Fernandez (Napoli), Pablo Zabaleta (Manchester City), Marcos Rojo (Sporting Lisbon), Jose-Maria Basanta (Monterrey), Hugo Campagnaro (Inter), Martin Demichelis (Manchester City)
Orta saha: Fernando Gago (Boca Juniors), Lucas Biglia (Lazio), Javier Mascherano (Barcelona), Angel Di Maria (Real Madrid), Maxi Rodriguez (Newell's Old Boys), Ricardo Alvarez (Inter), Augusto Fernandez (Celta Vigo), Enzo Perez (Benfica)
Forvet: Sergio Aguero (Manchester City), Lionel Messi (Barcelona), Gonzalo Higuain (Napoli), Ezequiel Lavezzi (Paris Saint-Germain), Rodrigo Palacio (Inter)
Arjantin'in nihai kadrosuna baktığımızda Avrupa deneyimli isimlerin de Güney Amerika tecrübesi olan isimleri görmemiz mümkün. Bu bize kadronun çeşitliliğini gösteriyor. Özellikle sadece Avrupa'dan değil, Arjantin'den de oyuncu çağırmayı seven Sabella'nın tam da istediği bir kadro yapısıyla karşı karşıyayız diyebiliriz. 
Arjantin'in bu turnuvada kalesinde tıpkı 2010'da olduğu gibi Romero'nun olacağını düşünüyorum. Her ne kadar çok çok üst düzey bir kaleci olmasa da ortalamanın üstünde diyebileceğimiz bir performansı var kendisinin. Arjantin kalesini koruyabilecek kalitede olduğunu düşünüyorum. Sağ bekte belki de Dünya'nın en formda sağ beklerinden biri olan ve Manchester City'nin başarısında kilit rol oynamış olan Zabaleta'nın olacağını düşünüyorum. Stoper ikilisi konusunda oldukça kararsız olan Sabella'nın Demichelis, Fernandez, Garay üçlüsünden ikisini düşündüğü söyleniyor. Ama şahsi fikrime göre Bayern Münih'te sezonu mahveden Demichelis'in değil de, adı son günlerde büyük takımlarla anılan Garay ve Napoli'de iyi bir performans gösteren Fernandez'in stoperde oynayacağını düşünüyorum. Sol bek ise Arjantin'in belki de en sıkıntılı yerlerinden biri. Sporting Lizbon'da oynayan Rojo'yu mecburen de olsa oraya monte edeceklerdir. Orta alana geldiğimizde ön libero diye tabir ettiğimiz mevkide Mascherano'nun olacağını düşünüyorum. Barcelona'da da başarılı bir grafik çizmişti bu mevkide. Hatta zaman zaman stopere kaydırıldığı bile oluyordu. Mascherano'nun önünde tipik orta saha Gago'nun yer alacağını düşünüyorum. Ne geri dönen, ne de fazla ileri çıkan yapısı nedeniyle tam bir orta saha oyuncusu olarak anılıyor. Onun önünde ise biraz da kanata yakın oynayacak olan Di Maria'yı görebileceğimizi düşünüyorum. İleri üçlü ise Arjantin'in belki de kendine en çok güvendiği yer olarak göze çarpıyor. Sağ kanatta Messi, sol kanatta Agüero ve en ileride de Higuain'in olacağını ve böyle bir sistem üzerinde bu turnuvayı geçireceğini düşünüyorum Arjantin'in. Sistem olarak bakıldığında klasik 4-3-3'e yakın bir sistem gibi geliyor. Ama Arjantin'in yumuşak karnı olarak yine hücum hattını göstermek mümkün. Her ne kadar isim olarak baktığınızda hepsi birbirinden değerli olsa da bu 3 oyuncunun da ileride kompakt bir iletişiminin olmaması ve oyunun belli bölümlerinde takım oyunun halinden kopuk bireysel oynamalı takımı büyük sıkıntıya götürebilir diye düşünüyorum.


Arjantin'in ayrıca bu turnuvada dikkat etmesi gerektiği bir başka husus da Messi'yi nasıl ve ne şekilde kullanabileceği. Takımınızda eğer diğer futbolculardan farklı biri varsa onu himaye altına alıp kontrol edebilmek zordur. Bunu saha içi anlamında diyorum tabi. Örneğin yukarıda da bahsettiğim gibi tüm oyunu Messi'nin üstüne yıkmak demek hem Messi'yi çok çabuk yıpratır hem de takımın erkenden bu kupadan elenmesine yol açar. Messi belki de şu an Dünya'nın en iyi futbolcusu olabilir ama kesinlikle tüm yükü de onun üzerine bindirmemeli Arjantin. Messi'yi oyunun sıkıcı giden bölümlerinde oyunu açmak için kullanmalı Sabella. Ama bir de bunun tam ters tepkisi var. Bu sefer de adeta sahada Messi'yi unutup diğer oyunculara odaklanma problemi de baş gösterebilir. Bu da tıpkı takım içinde Messi'nin ilahlaştırılması gibi büyük bir sorundur. Messi gibi bir adamı görmezden gelemezsiniz. O yüzden çok da abartmayarak ama onun varlığını bilerek Arjantin daha sakin ve adımları yere sağlam basan bir oyun anlayışıyla oynamalı.

Arjantin grup itibariyle kolay bir gruba düştü bence. Tam da yenebileceği takımların olduğu bir grupta olması onlar için büyük bir şans. Arjantin, kendini de fazla sıkmadan gruptan lider olarak çıkacaktır diye düşünüyorum. Ama Arjantin için önemli olan gruptan sonraki aşamalar. Biraz da kura şansıyla yarı finale bile gelme şanslarının olduğunu düşünüyorum.
NİJERYA

Dünya Kupası'nın bir başka renkli ve ilginç takımlarından biri de kuşkusuz Nijerya. Dünya Kupası geçmişi fazla bulunmayan ama Afrika'nın en köklü ve güçlü takımlarından biri olan Nijerya'nın geçmişinden biraz bahsetmek istiyorum. Öncelikle 1994'de ilk Dünya Kupası'na katılan Nijerya o turnuvada da büyük bir başarı göstererek grubundan çıkmayı başarmıştı. 2. turda finalist İtalya'ya elenseler de ilk turnuva için hiç de fena bir başlangıç değildi. 1998'de de gruptan çıkıp 2. turda Danimarka'ya elendiler. 2002, 2006 ve 2010 ise onlar için pek parlak geçmedi. Zira 2002'de "Ölüm Grubu" olarak adlandırılan gruptan çıkamadılar ve 2006'da da turnuvaya katılım hakkı elde edemediler. Son turnuva olan 2010 Dünya Kupası'nda ise yine sadece 1 puan alarak gruptan çıkamadılar. işin ilginci Nijerya 4 defa katıldığı Dünya Kupası gruplarında tam 3 defa Arjantin ile aynı grupta yer aldı. 5. defa Dünya Kupası'na katılacak olan Nijerya'nın grubunda 4. kez yine Arjantin olacak. Bu da ilginç bir anekdot olarak göze çarpıyor diyebiliriz. Teknik direktörleri Stephen Keshi oldukça iyi bir performansa sahip teknik adam. Nijerya'nın başında bir de Afrika Uluslar Kupası'nı kazanmayı başardı. Nijerya Milli Takımları tarihinin galibiyet yüzdesi en yüksek teknik direktör olarak göze çarpıyor. Yine her ne kadar başarılı olunmasa da Konfederasyon Kupası'na Keshi yönetiminde gidilmesi de Nijerya için büyük bir başarıydı diyebiliriz.

KADRO

Kaleciler: Vincent Enyeama, Austin Ejide, Chigozie Agbim.

Defanslar: Joseph Yobo, Elderson Echiejile, Juwon Oshaniwa, Godfrey Oboabona, Azubuike Egwuekwe, Kenneth Omeruo, Efe Ambrose, Kunle Odunlami.

Orta sahalar: John Mikel Obi, Ogenyi Onazi, Ramon Azeez, Michael Uchebo, Reuben Gabriel.

Forvetler: Peter Odemwingie, Ahmed Musa, Shola Ameobi, Emmanuel Emenike, Babatunde Michael, Victor Moses, Uche Nwofor.

Nijerya'nın kadrosuna baktığımızda yine önemli isimleri görebilmek mümkün. Ama takımda orta sahadan çok forvetin olması onlar adına orta saha direnci ve alternatif konusunda sıkıntı yaratabilir diye düşünüyorum. Ama kadroya bakıldığında isimlerin çok tecrübeli olduğu ve Avrupa'nın önemli liglerinde önemli takımlarda oynadığını görmekteyiz.

Nijerya'nın kalesini tıpkı 2010'da olduğu gibi Lille'in kalecisi Enyeama'nın koruyacağını düşünüyorum. Pek iyi bir kaleci olduğu söylenemez ama eldeki en iyisi de o diyebiliriz Enyeama için. Sağ bekte Ambrose, sol bekte ise hücumcu Elderson'un olacağını düşünüyorum. Stoperlerde ise ülkemizde Rizespor'da oynayan ve yakından tanıdığımız Obaobona ile Egwuekwe ikilisini göreceğiz. Bu dörtlü savunmanın önünde iki tane orta alan oyuncusunun, o ikisinin önünde 3'lü bir bloğun ve en ileride de santraforlu bir kadro yapısı olacağını düşünüyorum. Bu iki orta alan elemanının Chelsea'li başarılı orta alan oyuncusu Obi Mikel ve Lazio'lu Onazi olacağını düşünüyorum. Onların önündeki 3'lü hücum bloğunda sağ kanatta Odemwingie, solda Ahmed Musa ve ortada Moses'i göreceğimizi ve en ileride de Emenike'yi göreceğimizi düşünüyorum. 


Nijerya'nın saha içindeki artı ve eksilerine gelecek olursak klasik bir Afrika takımı olduğundan dolayı fizik güçlerinin çok üst düzey olduğunu ve saha içinde yorulmak nedir bilmez bir yapıda olduklarını söyleyebiliriz. Özellikle hücumdaki elemanların hızlı, atletik ve dinamik yapıda olmaları onları kontra atak futbolu konusunda bir adım öne çıkarıyor. Orta alanda iki dirençli ve İngiltere Premier Ligi tarzında orta alan futbolcularına sahip olması da büyük bir avantaj. Ama ne var ki Nijerya'nın savunma hattının tecrübesizliği ve formsuzluğu çok açık ortada. Hem Obaobona'nın hem Egwuekwe'nin tecrübesiz olması, alternatiflerden biri olan Yobo'nun da her ne kadar geçtiğimiz sezonun ikinci yarısında 13 maç yapsa da genel anlamda maç eksiğinin olması büyük sıkıntılar. Ayrıca ileride kalıp geriye savunmasına yardım etmeyen bir kanat oyuncu grubunu da göz önüne alırsak savunmada işleri epey zor diye düşünüyorum. 


Uzun lafın kısası Nijerya'nın grupta çıkmak için favori takımlardan biri olduğunu düşünüyorum ama yine de eksiklerini gidermezse Bosna'nın gazabına uğrayabilir. Daha kontrollü ve savunma yaparken daha kendini bilen bir oyun sistemi onları en azından grup aşamasında başarıya ulaştırabilir. Sonrasında ise gruptan çıksalar bile pek bir varlık gösterebileceklerine inanmıyorum. Yani bir nevi bu turnuvayı gruptan çıkma olarak hedefleyen Nijerya bakalım grubunda neler yapacak ?

BOSNA HERSEK

8

1992'de bağımsızlığını ilan eden ve Yugoslavya'dan ayrılan Bosna Hersek bu grubun hatta belki de tüm turnuvanın benim açımdan en renkli takımı olacak kuşkusuz. Dediğimiz gibi 1992 yılında bağımsızlığını ilan eden ama resmi olarak 1995'te tam bağımsız olan bir ülkeden Bosna Hersek'ten söz ediyoruz. Her ne kadar Yugoslavya'nın içinde Bosnalı futbolcuların da yer almasından dolayı Bosna'nın az da olsa bir geçmişi olsa da resmi olarak bu turnuva onların ilk Dünya Kupası turnuvası olacak. Halkın birlik, beraberlik ve dayanışmasını belki de ilk defa bu kadar birleştirecek olan unsur bu Dünya Kupası ve Bosna Hersek'in buradaki performansı olacak. Bosna ilk olarak 1998'de Dünya Kupası elemelerine katıldı ama grupta bir varlık gösteremedi. 2006'da play-off'ta Sırbistan - Karadağ'a 2010'da da Portekiz'e play-off turlarında elendi. Ama açık söylemek gerekirse 2014'e katılmaları bile zor görünen Bosna'nın disiplinli, planlı bir gelişim ve değişim göstererek bu turnuvada olacak olması onlar adına bir milat bile olabilir. Teknik direktörünü de yakından tanıyoruz Bosna Hersek'in. Saffet Susiç bu renkli ekibin teknik direktörü olacak. Yıllardır Bosna'nın başında olan ve Bosna'nın bu sistematikleşmiş başarısında büyük payı olan Susiç bu turnuvada hem ismini hem de ülkesinin ismini duyurmak için kıyasıya bir mücadele içine girecek.

KADRO

Kaleciler: Begovic, Fejzic, Avdukic, 

Defans: Spahic, Kolasinac, Vranjes, Zukanoviç, Biçakçiç, Mujdza, Sunjiç, 

Ortasaha: Salihovic, Pjanic, Ibricic, Havrojic, Medunjanin, Lulic, Vrsajevic, Misimovic, Visca, Besic, Tino Sven Susic, 

Forvet: Dzeko, Ibisevic

Kadro yapısına bakıldığında yıllardan beri oturmuş sistemin kadrosu bu. Bir nevi Susic, bu planlı çalışmanın meyvelerini alacağı kadroyu oluşturdu bile. Takımda bir anda maçın seyrini değiştirebilecek yıldız isimlerden tutun da, genç ve yetenekli patlamaya hazır gençler bile var. 

Saha dizilişine baktığımızda ise kalede Stoke City'nin kalecisi Begovic'in yer alacağını düşünüyorum. Sağda Mujdza, solda Kolasinac'ı görebiliriz. Bu iki bekin de sadece savunmada kalmayıp aynı zamanda hücuma zaman zaman çıktığını da hatırlatmakta fayda görüyorum. Stoper ikilisi olarak Bicakcic ve Spahic ikilisini görmek mümkün olacaktır. Bu savunma 4'lüsünün önünde yan yana oynayan iki orta alan elemanı onların önlerinde kanatlara açılmış iki ofansif oyuncu, onların da önünde en önde iki tane santrafora dayalı bir sistemle Bosna'nın turnuvayı geçireceğini düşünüyorum. Klasik 4-4-2 takımı da diyebiliriz Bosna için. Bu orta alandaki iki elemanın Salihovic ve Pjanic olacağını düşünüyorum. Sağ kanatta Hajrovic, solda Lulic ve önlerinde Dzeko ve Ibısevic ikilisini göreceğimizi düşünüyorum.



Bosna'nın oyun içindeki anlayışına bakacak olursak çabuk pes etmeyen ve takım oyunuyla hareket eden bir yapıda olduklarını göreceğiz. Dünya Kupası elemeleri boyunca da bunu en net biçimde bizlere gösterdiler. Özellikle sinirlerine hakim olan, sabırlı ve rakibi bu takım oyunuyla boğan ve sıkan Bosna Hersek'i en büyük dezavantajı ise çok tecrübesiz oluşları. İlk defa Dünya Kupası gibi büyük bir organizasyona katılıyorlar ve ilk denemeden bazı oyuncuların ne kadar heyecanlı oldukları besbelli. Her ne kadar kulüp kariyeri olarak kendilerini aşmış oyunculara da sahip olsalar da Milli Takım'da böyle bir seviyeye gelmek olağanüstü büyük bir başarı ve değişik bir duygunun göstergesi olacaktır. Ayrıca oyunun içinde oyunu direkt olarak değiştirebilecek isimlerinin olmaması kadro yapısının oldukça genç olması, yine Bosna'nın dezavantajları olarak görülebilir.



Açıkçası gönlümden geçen Bosna'nın bir sürpriz yaparak Nijerya'yı geçip grubu 2. sırada bitirip son 16'ya kalması. Kesinlikle bunu yapamazlar denilmemeli. Çünkü gerçekten de tam dişine göre bir gruba düştüler. Nijerya, İran ve hatta Arjantin'le kıyasıya bir mücadeleye gireceklerinden eminim. Bakalım turnuvanın renkli takımı Bosna Dünya Kupası'nda ne kadar ilerleyebilecek ? 

İRAN



İran geçmiş olarak bu grubun en başarısız ülkesi konumunda bulunuyor. Zaten futbol oynamaya oldukça geç başlayan İran 1970'e kadar da ne herhangi bir Dünya Kupası'na katılabildi, ne de elemelerinde boy gösterebildiler. İran'ın Dünya Kupası kavramı ile tanıştığı ilk sene 1974 elemeleridir. Her ne kadar turnuvaya katılım hakkı elde edemeseler de elemelerde boy göstermeyi başardılar. 1978'de, 1998'de ve 2006'da kupaya katılabilen İran bu iki turnuvada da gruptan çıkmayı başaramayarak Dünya Kupası'na erken veda ettiler. Ama bunların arasından 1998 Dünya Kupası vardı ki İran için anlamı ayrı olan bir kupaydı. Her ne kadar gruptan çıkamasalar da hem Dünya Kupaları tarihinin ilk ve tek galibiyetini aldılar hem de aralarında husumet olan ABD'yi yenmeyi başardılar. Onlar açısından gerçekten çok önemliydi bu galibiyet. Yine 2006'dan sonra 2014'e katılmayı başaran İran'ın başında teknik direktör Carlos Queiroz var. İsim anlamında ve kariyer anlamında gerçekten çok büyük bir hoca. Queiroaz 2010'dan beri İran'ın başında ve gerçekten buraya uyum sağlamış gibi görünüyor. Özellikle bu turnuvaya sadece yurt dışında oynayanlardan değil, kendi ülkesi İran'da oynayan iyi futbolcuları da kadroya almayı bildi. 


KADRO

Kaleciler:Daniel Davari (Eintracht Braunschweig), Alireza haghighi (Sporting Covilha, ödünç Rubin Kazan), Rahman Ahmedi (Sepahan).
Savunucuları:hossein Mahini (Persepolis), Steven Beitashour (Vancouver Whitecaps), Pejman Montazeri (Umm Salal), Celal hüseyni (Persepolis), Emir-hossein Sadeghi (Esteghlal), Ahmed Alenemeh (Naft), hashem Beikzadeh (Esteghlal), Mehrdad Pouladi (Persepolis).
Orta Saha : 

Javad Nekounam (Kuveyt SC), Andranik Teymourian (Esteghlal), Reza haghighi (Persepolis), Ghasem haddadifar (Zob Ahan), Bahtiyar Rahmani (Foolad), Ehsan hajsafi (Sepahan).
Forvet:Ashkan Dejagah (Fulham), Masoud Shojaei (Las Palmas), Alireza Jahanbakhsh (NEC Nijmegen), Reza Ghoochannejhad (Charlton), Karim Ansarifard (Traktör Saz, ödünç Persepolis), Khosro heydari (Esteghlal).

Dediğimiz gibi kadro yapısına bakıldığında sadece Avrupa'dan değil İran'dan da birçok futbolcuyu görmek mümkün olacaktır. Özellikle ismini duyurmuş Dejegah, Shojei, Nekounam gibi isimler İran'ın bu Dünya Kupası'nda en büyük kozları olacak.

Dünya Kupası'nda kaled Davari'nin olacağını düşünüyorum. Her ne kadar Almanya'da yedek kaleci durumunda olsa da aralarında en iyisi de o diyebiliriz. Savunmanın sağında Beitashour, solunda ise Ehsan'ı göreceğiz. Stoper ikilisinde ise Montazeri ve Hosseini yer alacak. Önlerinde orta sahanın tam ortasında oynayacak biri defansif biri de ofansif orta saha oyuncularının bulunacağını düşünüyorum. Nekounam ve Teymourian'dan oluşacak bu ikilinin önlerinde sağda Dejagah, solda Shojei, 10 numara mevkisinde ise Janankakahsh'ın olacağını düşünüyorum. En ileride ise Ghoochanejhad'ın olması muhtemel.


İran'ın belki de bu turnuvanın en güçsüz takımları arasına bile koyabiliriz. Zira düşünüldüğü zaman olumlu bir tek bile özelliğini bulabilmek güç. Her ne kadar yapısal anlamda katı ve sert savunma ve defansif bir anlayışa sahip olsalar da bu tip turnuvalar ve bu tip kaliteli takımlar karşısında bu anlayışlar, defansif dirilikler pek gösterilemez. Çöker gider diyebiliriz. En büyük sıkıntılarından biri kaleyi koruyacak olan Davari'nin dil problemi. Evet ilginçtir ama Davari sadece Almanca biliyor. Yani saha içinde arkadaşlarıyla konuşurken işi epey zor ve muhtemelen anlaşma konusunda da büyük sıkıntı çekecekler. Zaten hücumsal anlamda güçlü ve diri rakiplerle oynayacak İran maçlarda o defansif görüntüsünün aksine birden de çökebilir diye düşünüyorum.


Uzun lafın kısası İran bu turnuvada pek bir varlık gösteremeyecektir. Hangi gruba düşerse düşsünler aynı şeyleri yazacaktık buraya. İran üzülerek de olsa söylüyorum ki bu grubun averaj takımı olur. 

Evet, sizler için Dünya Kupası F Grubu'nu değerlendirmeye çalıştım. Genel hatlarıyla Arjantin'in 1. olacağı, İran'ın gruptan çıkamayacağı ve 2.'lik mücadelesinin ise Nijerya - Bosna arasında geçeceğini düşünüyorum. Dünya Kupası'nın en renkli grubunda bakalım değerlendirmelerimiz, analizlerimiz ve tahminlerimiz ne doğrultuda gerçekleşecek ? Sabırsızlıkla bekliyoruz.

Uğur Sever
Twitter : @Comandante__10

0 yorum:

Yorum Gönder